Turgay USANMAZ, Eğitimci ve Şair

Turgay USANMAZ, Eğitimci ve Şair

"Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde" dizeleri içimizdeki özlemi, göçmenlik kavramının ötesinde, en geniş anlamıyla tanımlar. Yani, bütün sevdaları gurbetleştiren bir tanımlama. Memleketten buralara kadar gelirken yalnızca memleket özlemini değil, memlekete dair özlemlerimizi de beraberimizde getirdik. Kuş olup kanatlarımıza, ozan olup sazımıza takıp...

Turgay Usanmaz da bizlerden birisi. Memleket özlemlerini kanadına takıp taa Hollanda´ya kadar uçurmuş. Gelin gerisini kendisinden dinleyelim:

Turgay Usanmaz:

"Ben bir göçmen kuşum" desem sanırım yakıştırma doğru olacak. Bir dostum benim için "O bir göçmen kuştu ve bir başka sevdanın peşinden daha uzaklara uçmuştu..." diyordu bir yazısında.

1961 yılında Posof’ta doğdum. İlk göç ortaokul sonrasında Artvin (yatılı) Erkek Öğretmen Okulu’nun sınavını kazanmamla başladı. Sonra peşinden Mersin ve Kars Dede Korkut Eğitim Enstitüsü geldi.

Öğretmen olduğumda daha çok zorunlu göçler başlamıştı benim için. İlk görev yerim Diyarbakır Çüngüş’te maaş almak için yaşım küçük olunca (17) bir yaş büyütmek zorunda kaldım. Sonra Diyarbakır ve Elazığ’da altı görev yeri değiştirdim. Kürt halkının konukseverliğini tanıdım.

Okul yıllarından öğretmenliğe güzel ülkemin kötü yönetimlerinde siyasal nedenlerle kısa bir süre tutuklu kaldım, sonraki yıllarda bir kez gözaltında polis karakolunda (Filistin askısında elektrik.) işkence gördüm

Türkiye’deki son görev yerim Bursa’da da iki kez yer değiştirdim. Son görev yerimde branşım Beden Eğitimi oldu. Bu arada Türkiye Hentbol Federasyonu´na bağlı hentbol antrenörü olmuştum.

Çalıştırdığım Uludağ İlköğretim Okulu Kız Hentbol Takımı’nın 1990’da Türkiye birincisi olmasının ardından yurt dışına çıktım. Bu seferki göç daha uzaklaraydı ve bir rastlantı sonucu Hollanda’nın şu an yaşadığım kentine yerleştim.

Yaşam her yerde mücadeleydi ve benim bu yeni topluma uyum sağlamam zaman alacaktı. Halen Türkçe Öğretmeni olarak çalıştığım iki Katolik okul, çalışma alanındaki göçümü sonlandırmıştı ama diğer alanlardaki göçlerim başlamıştı bu sefer.

Buradaki eğitimciliğe ilişkin kısa süreli onlarca kursun yanı sıra Türkiye’de yarım kalmış İşletme Fakültesi’ni dışarıdan bitirmem de bu süreçte gerçekleşecekti.

Ve zamanla ben de giderek değişecektim. Var olan ilgi alanı yelpazesine (eğitim, spor, müzik, -bağlama- psikoloji, -hipnoz- fotoğraf, İngilizce vb. ) yenileri eklenecekti: Uluslararası Af Örgütü, bilgisayar-İnternet ve edebiyat.

Evet, edebiyat... Yaşadıklarım ve koşullar beni pasif bir okur olmaktan çıkaracak, yazmaya yöneltecekti. Çünkü göç son bulmamış ve bir sevda uğruna daha da uzaklara, iki kez ABD’ye göçecektim. Ve bu süreçten ilk şiir kitabım "Kutup Yıldızı" doğdu.

Sonra ikinci şiir kitabım "Aşka (v)eda" geldi peşinden. Kitaptaki bir şiirde, yaşadıklarımdan çıkardığım sonuçlar; (ve diyalektik materyalist bakışla) yaşanan aşk ve sevgiler (ve özellikle ayrılıklar) açısından ilişkilerde koşulların belirleyici oluşunun altını çizerek "aşk üç kişiliktir" dedim.

Sanırım bundan sonra da göçlerim, yaşadıklarım, arayışlarım, duygu ve düşüncelerim yazdıklarıma / yazacaklarıma yansıyacak. Sevgi temelinde toplumsal paylaşım amaçlı olacak.

Son olarak; sevgi-aşk uğruna yıldızlara göçmem gerekirse bir saniye tereddüt etmeyeceğimi biliyorum. Çünkü ütopyalar, yıldızlar güzeldir, yıldızlara ulaşmış olmak da öyle. Ama daha önemli ve daha güzel olan göç yolculuğunun kendisidir."

Turgay Usanmaz’ın son şiir kitabı Aşka Veda Temmuz 2002 de yayınlandı. Sevmekten korkmayan yüreğin, baş kaldırmış isyankar bir sevdanın, yankılarını içinde taşıyan ve buram buram aşk kokan duyguların serpildiği bir kitap.

Kitaptan birkaç şiir:

YAĞMUR ÇİÇEKLERİ

asılırken köşesinde unutulmuş duyguların
hayat yeniden yoğurdu sevgiyi
su karıştı toprağa
çatladı tohum ıslak ve sevecen
yağmur doğurdu beni

korkuya inat isyanımdır gök gürültüsü
ihanete inat kendim yazdım yazgımı
gün be gün çoğalttım bir sevdayı
başladı aşkın nabız atışları
yağmur doğurdu beni

bilinçaltına bastırılmış düşüncelerden sürgün
iki damla yaş düştü gözlerimden
mahzun ve kederli
yeşerdi yağmur çiçekleri
doldu yüreğime aşkın özlemi
yağmur doğurdu beni

YAŞAM

özgürlük, kanat çırpmaktır kendi başına
yalçın dağlara

sevmek, sevdiğinle uçmaktır yan yana
mavi ufuklara

yaşam direnebilmektir zorluklara / zorbalara
kanadın kırılsa da...

Muzaffer YANIK